Bazen evli/kiz arkadasi ile yasiyan arkadaslari gorup imreniyorum. Yalniz bir erkek olarak isin cinsellik boyutunu da yadsiyor degilim. “Birlikte” ve “severek” birsey yaptiklarini gordugumde bu imrenme tavan yapiyor. Ama dedigim gibi bu bazen oluyor ve cok kisa suruyor.
Insan uzun sure tek basina yasayip, tek basina yasamanin getirdigi avantajlari aliskanliklara donusturunce, bu imkanlardan vazgecmeyi dusundugunde bile kendini kotu hissediyor.
Gecenin bir yarisina kadar oturmayi, diledigin an diledigin seyi izlemeyi, diledigin seyi yemeyi, diledigin zaman diledigin kisiyi ziyarete gitmeyi, tatile cikmayi, misafir agirlamayi, kitap okumayi, internette laklak etmeyi, kisa sureli hobiler edinmeyi ikiye bolmemek adina “kusursuz” bir guzelligin pesine dusuyor.
Bu kusursuz guzelligin sizdeki tarifi dostlarinizdaki yada ailenizdeki “kusursuzluk”tan farkli olunca copcatanlik isleri de bir ise yaramiyor.
Bir zamanlar asik oldugunuz, “buldum” dediginiz birilerini zaman gectikce daha da mukemmellestirdiginiz icin de bu “kusursuz” guzelligin yuzde yuz gercek olduguna inanip, meselenin bu guzelligi bulmakla sinirli olduguna, onun da haliyle zaman aldigina kendinizi inandirmaya basliyorsunuz.
Bazen kendinizi yalniz hissetmemek adina sigindiginiz hatiralarin esiginde o aski iliklerinize kadar hissediyor, siirler yaziyor, aci duyuyor ve tum bu seyler sayesinde “normal” oldugunuza, “yalnizlikla lanetlenmediginize”, halen bir kalbiniz olduguna ve sevebildiginize inaniyorsuuz.
Bu inanc da sizin yenilige, degisime yada baska biri ile yasama adina bir yol arama sevdaniza en agir darbeyi vuruyor. Normallestikce yalnizlasiyorsunuz…
Bir sure sonrabu ufak “hobiler”in sayisi artiyor. Sacma sapan konularda binlerce sey biliyorsunuz. Ictenlikle hareket edenlerde hep o bulamadiginiz ama bulanlarin da bulduguna inanmadiginiz icin bir yapmacilik, bir kandirmaca bir tiyatro bir oyunculuk arayip hicbirseylerine inanmiyorsunuz.
Suphe insanin icine dusmesin bir kere…. “Dunyayi baska birilerine zindan ediyorlar kendi mutluluklarini yasamak adina” yaftasini bir anda yapistiriyorsunuz… Bazen bunu aptalliklarina veriyor en hafif hali ile “belki icten pazarlikli yada sinsi degiller ama zekalari dusuk oldugu icin; o kadar kavrayabildikleri, cok derin analizlerde bulunamadiklari, dusuncelerinin sig sularda bulandigi icin boyle davraniyorlar”a inaniveriyorsunuz…
Bu hem onlara karsi daha merhametli olmaniza yol aciyor hem de arada sirada umuda kapilip halen “insan” oldugunuzun farkina varmaniza….
Bu farkindalikla, icinde herseyden biraz olan ama acinin kontrol altina alindigi umursamaz bir yalnizlik devresine giriyorsunuz…
Ah Fatih Bey kardeşim ah. Ne demezsin!..
Bu arada, aramıza tekrar hoşgeldin. Çok ama çok sevindim. Şimdi bi de Cano Hanım çıkıp geliverse kaybolduğu yerden meselâ, tekrar voltranı oluşturabilirdik hani…
Candan hanima bi bakinayim ben facebooklardan felan….
belkim bulurum…
Fatih bey,
Bitmemis arayislari vazgecmislikten de maglubiyetten de ustun tutmak gerektigini dusunuyorum.
Boyle bakinca, yukaridaki yaziniz, oldugundan daha az kasvetli okunabiliyor.
Dahasi var: Alisilmis yalnizliklar, bence, sirf yalnizlik olmasin diye katlanilan gunubirlik/tek_gecelik beraberlik aliskanliklardan da yegdir –yuvarlanan taslarin yosun tutamayacagindan hareketle.
Fakat, ote yandan, yazdiklarinizi anladigimi saniyorum ve rezone ettigi hayli sey var…
Bu tur konularda akil vermek benim haddime degil tabii ki; ama, bu beni cok da engellemedi bugune kadar.. Yani, ustume vazife olmadigi halde bir iki sey soylemek istiryorum:
‘Umursamaz bir yalnizlik’ yerine, kisinin hem kendinde hem de mustakbel karsi tarafta arayacagi mukemmelliklerin oncemli bir kismininin (yani, feragat edilebileceklerin) o kadar da onemsenmedigi ‘mutevekkil bir huzur’ devresine girmesi daha iyi olur gibi geliyor bana..
Yani, ‘aman Allahim, ne ben baskalari icin yeterince mukemmelim, ne de bence (artik) yeterince mukemmler bir insan var su alemde’ diyerek havluyu firlatmak yerine, ‘ben de azicik ciplagim ve baska herkes de’ diyerek bir hamama yakisacak oteki ciplagin ortraya cikmak ihtimalini pesinen reddetmemek gerekiyor.
Bir de.. unutmamak lazim.. gecmise mazi derler. Tamamen unutmak belki dogru olmaz ama hep de hatirda tutmanin cok da saglikli oldugunu soylemek zor..
Konstantin Bey kardeşim,
Sana esaslı bi ceza verecem, ona göre! Hadi artık yav, hadi, hadi… Allah Allaaaaah…